Oğuzhan Ahmet KARA
Taurus Teknik Mühendislik Danışmanlık İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi
ahmetkara@ttmd.gen.tr
11.08.2025
Önsöz
Türkiye gibi yüksek sismik riske sahip bir ülkede, deprem sonrası yangınlar (DSY) olası afet senaryolarının en yıkıcı unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır [6][9][7]. Konaklama amaçlı tesisler, yoğun insan trafiği, karmaşık iç mekân düzenlemeleri ve çeşitli yanıcı/parlayıcı madde barındırma potansiyelleri nedeniyle deprem sonrası yangın riskleri açısından kritik yapılar arasında yer almaktadır [1][6]. Ne yazık ki, sektördeki yaygın mühendislik yaklaşımı, yangın güvenlik sistemlerini yalnızca “normal çalışma koşullarıyla sınırlı” bir bakış açısıyla ele almakta, afet anlarında sistemlerin çalışabilirliği gibi hayati bir boyutu göz ardı eden tehlikeli bir yaklaşım sergilemektedir [1][2]. Bu makale, konaklama amaçlı tesislerde yangın güvenliğinin bu kritik eksikliğine dikkat çekmeyi ve sismik korumanın, yangınla mücadele stratejisinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulamayı amaçlamaktadır.
Anahtar sözcükler: sismik koruma, sismik, sismik askılama, yapısal olmayan eleman, deprem yönetmeliği
SUMMARY
FIRE SAFETY IN ACCOMMODATION PURPOSES: A TECHNICAL ASSESSMENT ON THE IMPORTANCE OF THE LACK OF SEISMIC PROTECTION AND THE IMPORTANCE OF SYSTEM OPERATIONAL IN CASE OF DISASTER
In a high -seismic -risk country like Türkiye, it stands out as one of the most devastating elements of possible disaster scenarios after earthquakes [6][9][7]. Accommodation facilities are among the critical structures in terms of fire risks after earthquakes due to intensive human traffic, complex interior arrangements and various flammable/flammable substances [1][6]. Unfortunately, the widespread engineering approach in the sector deals with fire safety systems only from a “limited regular working conditions” perspective, and in disaster moments, it displays a dangerous approach that ignores a vital dimension of systems in the moments [1][2]. This article aims to draw attention to this critical deficiency of fire safety in accommodation facilities and to emphasize that seismic protection is an indispensable part of the fire strategy.
Key Words: Seismic Protection, Seismic, Seismic Hanging, Non -Structural Element, Earthquake Regulation
GİRİŞ
Konaklama amaçlı tesisler, oteller, hosteller ve benzeri yerler, yüksek insan yoğunluğuna sahip olmaları nedeniyle yangın güvenliği açısından kritik bir öneme sahiptir [1]. Bu tür yapılar için 27.11.2007 tarihli ve 12937 sayılı “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” hükümleri geçerlidir [1]. Ancak Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde bulunan ve sıkça depremlerle karşılaşan bir ülke için yangın güvenliği, yalnızca alevlere karşı dirençli olmayı değil, aynı zamanda depreme karşı da dayanıklı olmayı zorunlu kılar [1][2][3]. Deprem sonrası yangınlar (PEF- Post-Earthquake Fires), sismik hasarın yangın koşullarını tetiklemesiyle ortaya çıkan ve kentsel altyapıyı felce uğratarak yapısal bütünlüğü ciddi şekilde tehlikeye atan karmaşık, ardışık bir tehlikeyi temsil eder [4][5]. Tarihsel olaylar, deprem sonrası çıkan yangınların, depremin kendisinden çok daha büyük hasarlara ve can kayıplarına yol açabileceğini göstermiştir [3][6][7]. Bu makale, konaklama tesislerinde yangın güvenliği sistemlerinin sismik dayanıklılığının neden hayati bir zorunluluk olduğunu ve mevcut eksikliklerin nasıl giderilmesi gerektiğini, özellikle mühendislik pratiğindeki kültürel ve sektörel alışkanlıkları eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir [1].
2015’te TUYAK Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı – Yangından Korunma Derneği, “Konaklama ve Sağlık Yapılarında Güvenlik” sempozyumunda onlarca teknik başlığı masaya yatırdı: yüksek binalarda güvenlik, yangın algılama sistemleri, söndürme ekipmanları, duman kontrolü, tahliye yöntemleri…
2025’te ise aynı tema, bu kez “Konaklama Amaçlı Tesislerde Yangın Güvenliği” çalıştayıyla tekrar gündemde.
Ama dikkat edin: Aradan geçen 10 yıla rağmen listelerde değişmeyen bir eksik var. Sismik koruma yine yok.

Oysa biz deprem ülkesindeyiz. Deprem sırasında sprinkler boruları kırıldığında, yangın pompaları devre dışı kaldığında veya askı sistemleri çöktüğünde; yangınla mücadele için kurulan tüm mekanizmalar çalışmaz hale geliyor. Bu durumda:
- Deprem sonrası çıkacak yangınlar (DSY) çok daha yıkıcı hale geliyor,
- “Yangın güvenliği” sadece kâğıt üzerinde kalıyor,
- İnsan hayatı en kritik anda korumasız bırakılıyor.
Can alıcı nokta şu: Yangın güvenliğini depreme dayanıklı hale getirmeden, aslında hiçbir güvenlik önlemi tam değildir.
Yangın Mühendisliği Dergisi TEMMUZ AĞUSTOS EYLÜL 2017 sayısındaki “Yangın Mühendisliğine Giriş” başlıklı makalede şöyle denilmektedir. [11]
“Yangın mühendisliği, pasif yangın tasarımı diye de adlandırılır çünkü yapının yangına karşı davranışı önceden hesaplanır. Bu tasarımın karşıtı ise aktif yangın güvenliği yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre bina tasarlandıktan sonra yangın söndürme, alarm, algılama ve yağmurlama sistemleri konularak yapı sisteminin yangına karşı “güvenli” varsayılır. Bu yaklaşım oldukça riskli ve uzun vadede hatalıdır çünkü yapı sisteminin davranışını irdelemeye gerek görülmez. Örnek olarak, şiddetli bir deprem sonrasında çıkacak bir yangın, elektrik kesintisinde aktif söndürme sistemlerini devre dışı bırakacak ve bina yangına karşı savunmasız kalacaktır. Buna karşın yüzölçümü çoğunlukla birinci derece deprem bölgesinde olan ülkemizde halen tek çözüm olarak aktif sistemler öngörülmektedir.”
Yangın Mühendisliği Dergisi TEMMUZ AĞUSTOS EYLÜL 2018 sayısındaki “Yüksek Risk Seviyesine Sahip Tesislerin Sigortalanması da Çözüm Değil” başlıklı makalede şöyle denilmektedir. [12]
“Binaların deprem sırasındaki davranışları ve karşı karşıya kalacakları olası hasarlar” hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? Son yıllarda meydana gelen yıkıcı depremlerden de görüldüğü üzere büyük çoğunluğu sıradan konut binaları gibi ‘’Can güvenliği’’ performans hedefine göre tasarlanan sanayi yapılarında, deprem hasarlarından dolayı oluşan ekonomik kayıplar oldukça yüksek seviyelere ulaşmıştır. 1999 İzmit Depremi ve 2011 Tohoku Depremleri’ne ait ekonomik kayıplar sırasıyla 1.5-3.5 milyar dolar ve 20-30 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Geçmiş depremler göstermiştir ki bu tip binalar, yapısal ve yapısal olmayan hasarların yanında deprem sonrası yangınlar, zararlı kimyasal madde sızıntısı, yangın söndürme sisteminden kaynaklanan su hasarları ve uzun iş durması süreçleri gibi ikincil etkilere de maruz kalmaktadır”
Yangın ve Güvenlik dergisi MART 2007 sayısındaki “Mimar Sinan’dan ‘Yangın Temalı Sergi’ Geçti” başlıklı makalede şöyle denilmektedir. [13]
“Deprem sonrası yangınlar çok önemli bir konu olmasına rağmen fazla olgunlaşmadığı için çok zorlandığımız bir çalışma alanı oldu. Çünkü depremin yangına neden olduğu fazla önemsenmiyor. Bu açıdan sergide, depremlerden sonra yaşanan yangınlara yer vermek istedik. San Francisco, Kobe ve bizim ülkemizde yaşanan 1999 depremi, meydana gelmelerinden sonra büyük yangınlara ve söndürme problemlerine yol açmış. Böylesi olaylarda itfaiye birimleri müdahaleye yetişemiyor ve söndürme problemleriyle karşı karşıya kalınıyor. Deprem zaten başlı başına bir sorun. Binalar yıkılıyor, elektrikler kesiliyor, yollar tıkanıyor. Yangın kaçış noktaları işlevini kaybediyor. Bu nedenle yangın güvenliği taktikleri aksayabiliyor.”
Yangın ve Güvenlik dergisi MAYIS HAZİRAN 2025 sayısındaki “Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar 2024 Yılı Raporu” başlıklı makalede şöyle denilmektedir. [14]
“Yakın tarihte, 6 Şubat 2023’teyaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası İskenderun Limanı’nda çıkan ve günlerce söndürülemeyen yangın da bu riskin somut bir örneğidir. Olası Marmara Depremi düşünüldüğünde, bölgedeki sanayi tesislerinin yoğunluğu dikkate alınarak, deprem sonrası oluşabilecek kimyasal tehlikelere karşı gerekli hazırlıkların yapılması elzemdir. Bu kapsamda, Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak 2024 yılı içinde hazırladığımız “İstanbul’da Deprem Sonrası Kimyasallardan Kaynakla nacak Tehlikelere Karşı Rapor” ile kamuoyunu uyarmış bulunmaktayız. Sanayinin yoğun olduğu deprem bölgelerinde; olası büyük yangın ve patlamaların etkisinin azaltılması ve önlenmesi adına kamu kurumlarının çalışmalarını hızlandırması gerekmektedir. 2024 yılında yaşanan 720 yangın ve patlamanın 134’ü Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB), 19’u OSB dışındaki sanayi bölgelerinde gerçekleşmiştir.”
Konu özelinde Tüyak kurucusu Rahmetli Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç 2019 yılında konu özelinde ne demiş bir bakalım [10].

“Yangın alınan tedbirlerle önlenir, yapılan tasarımla söndürülür” diyen Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, Basın Toplantısı sonunda gelen soruları da yanıtladı.
Deprem ve yangın ilişkisine de değinen Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, deprem sonrası meydana gelebilecek yangınların etkisinin en az deprem kadar yıkıcı olduğuna işaret ederek şunları söyledi; “Son yıllarda, özellikle gelişmiş ülkelerde meydana gelen depremlerde zararın büyük olmasının temel nedeni deprem sonrası ortaya çıkan yangınlar. Deprem sırasında sızan gazlar nedeniyle yaşanan patlamalar, depo ve boru hatlarındaki kırılmalar, doğal gaz tesisatları, ocak, mum, şömine gibi açık alevler, elektrik tesisatındaki kısa devre ve su ısıtıcısı gibi cihazların devrilmesi gibi pek çok etmen, yangına neden olarak depremin zarar vermediği binaları bir anda yok edecek güce sahip” [10].
Kılıç, sözlerine şöyle devam etti; “Yapılan çalışmalara göre, deprem sonrasında meydana gelen yangınlar daha çok sanayi tesislerinde, rafinerilerde, ticari binalarda ve ahşap yapılarda meydana geliyor. Ülkemizdeki büyük sanayi merkezlerinin yüzde 98’i birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yer alıyor. Sanayinin yüzde 60’ı da Marmara bölgesinde yer alıyor. Özellikle İstanbul gibi metropollerde depremin yaratacağı kaosun yanı sıra, deprem sonrası yaşanacak fabrika yangınlarının yaratacağı yıkım büyük olur. Tahminlerimize göre, beklenen İstanbul depremi kış aylarında akşam saatlerinde olduğu takdirde yaklaşık 1900 büyük yangın meydana gelecektir. Bu yangınların yüzde 20’sinin ise atölye, fabrika ve endüstriyel tesislerde yaşanacağı tahmin ediliyor” [10].
Deprem sonrasında, yolların bozulmuş, su borularının kırılmış olması yangına ulaşımı engeller ve söndürülmesini zorlaştırır. İtfaiye yangın yerine ulaşamaz, ulaşsa bile su bulamaz. Yangın saatlerce devam edebilir. 17 Ocak 1994’te ABD Los Angeles’ta meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki deprem sonrası günlerce devam eden yangınlar meydana gelmiş, 1995 yılında Kobe’de meydana gelen 7,3 büyüklüğündeki depremin hemen sonrasında ortaya çıkan 200’den fazla yangında şehrin neredeyse tamamı küle dönmüştü. Yine 1994 yılında Endonezya, Liva’da meydana gelen 6,5 şiddetindeki deprem sonrasında meydana gelen yangınlarda kent pazarı tamamen yanmıştı [10].
Tüyak kurucusu Rahmetli Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç Bey böyle düşünürken mirası olan YANGINDAN KORUNUM DERNEĞİ yönetimi aynı bakış açısına mı sahip bunu okuyanlara bırakıyorum.
MEVCUT YANGIN GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİ VE KAPSAMI
Konaklama tesisleri gibi kamuya açık binalarda yangın güvenliği, can kayıplarını ve maddi zararları önlemek amacıyla bir dizi titizlikle uygulanması gereken önlemi içerir [1]. Bu önlemler genellikle şunları kapsar:
- Yangın Algılama ve Uyarı Sistemleri: Duman ve ısı dedektörleri gibi otomatik algılama sistemleri ile yangın alarm butonları erken tespiti ve uyarının hızlıca yayılmasını sağlar [2].
- Yangın Söndürme Sistemleri: Sprinkler sistemleri, yangın dolapları, portatif yangın söndürme tüpleri, CO2 ve köpüklü sistemler gibi otomatik ve manuel söndürme cihazları kullanılır [2][8].
- Kaçış Yolları ve Acil Çıkışlar: Yangın kaçış yolları, yangın merdivenleri ve acil çıkışlar net bir şekilde belirlenmeli, işaretlenmeli ve güvenli tahliyeyi sağlamak için düzenli tatbikatlarla desteklenmelidir [1][2][8].
- Yangın Güvenlik Planı ve Acil Durum Planı: Her binada bulunmalı; sorumluluklar, tahliye yolları ve acil müdahale ekiplerinin görevleri açıkça belirlenmelidir [1].
- Yanıcı Malzeme Kontrolü: Yanıcı ve parlayıcı maddelerin güvenli alanlarda depolanması ve elektrik tesisatının düzenli kontrolü ile arızalar ve yangın riskleri önlenmelidir [1][3].
- Yangın Kapıları ve Duman Sızdırmaz Kapılar: Yangının yayılımını ve dumanın geçişini engelleyecek şekilde tasarlanmış ve belirli bir süre yangına dayanıklı olmalıdır [1][8].
- İtfaiye Erişimi ve Su Temini: İtfaiye araçları için kolay ulaşım sağlanmalı ve su takviyesi için hidrant ağızları tesis edilmelidir [1][3]. Depreme dayanıklı su kaynaklarının mevcudiyeti hayati önem taşır [8].
DEPREM SONRASI YANGINLAR VE KONAKLAMA TESİSLERİ İÇİN OLUŞTURDUĞU TEHDİT
Deprem sonrası yangınlar, deprem hasarıyla birleşerek tek başına depremin neden olduğu kayıpları katlayabilen karmaşık, ikincil bir tehlikedir [4][9]. Tarihsel olaylar, DSY’nin yıkıcı etkilerini defalarca göstermiştir; örneğin, 1906 San Francisco ve 1923 Kanto depremlerinde yangınların doğrudan depremden daha fazla hasara yol açtığı bildirilmiştir [3][9]. 1999 Gölcük Depremi sonrası meydana gelen Tüpraş Yangını da endüstriyel tesislerdeki benzer risklere işaret etmiştir [3][6].
Konaklama tesisleri gibi kamuya açık binalar, deprem sonrası yangınlara karşı özellikle hassastır çünkü:
- Yüksek İnsan Yoğunluğu: AVM’ler, oteller ve hastaneler gibi yoğun insan trafiğine sahip yerlerde, deprem sonrası çıkan yangınlar doğrudan can kaybına neden olabilmektedir [1][6]. Afet anında tahliye karmaşıklaşır ve panik riski artar [4].
- Çeşitli Ateşleme Kaynakları: Depremler, gaz borularının kırılması [3][4][7][8], elektrik kısa devreleri [1][3][4][7][8], ısı kaynaklarının devrilmesi (soba, şömine, kazan, fırın, su ısıtıcıları) [4][8], ve yanıcı/patlayıcı malzemelerin yerlerinden oynayarak ateşleme kaynaklarıyla temas etmesi gibi birçok nedenden yangınları tetikleyebilir [3]. Konaklama tesislerinde mutfaklar, çamaşırhaneler, kazan daireleri gibi alanlar bu tür riskleri barındırır [3].
- Yangınla Mücadele Engelleri: Şiddetli depremler, su ana hatlarına ve boru hatlarına zarar vererek su sistemlerinde kesintilere neden olur, bu da yangına müdahaleyi zorlaştırır ve su basıncını düşürür [3][4][6][8]. Yolların enkaz nedeniyle kapanması, itfaiye istasyonlarının hasar görmesi veya itfaiyecilerin yaralanması gibi durumlar müdahaleyi geciktirir [3][4][6][8]. Ayrıca, haberleşme sistemlerinin zarar görmesi, itfaiye birimleri arasındaki koordinasyonu engeller [3][4][8].
KRİTİK BOŞLUK: YANGIN GÜVENLİĞİ TASARIMINDA SİSMİK KORUMANIN GÖZ ARDI EDİLMESİ
Sektördeki yaklaşım, yangın güvenlik sistemlerinin tasarımını büyük ölçüde normal işletme koşullarına göre optimize etmektedir [1][2]. Bu durum, sprinkler yerleşimleri, boru çapı seçimleri, zonlama ve debi hesaplamaları gibi statik ve hidrolik hesaplamalara odaklanılmasını sağlamakta, ancak deprem gibi olağanüstü durumlarda sistemlerin çalışabilirliğini göz ardı etmektedir [1][2]. Bu, yangın mühendisliği pratiğinde ciddi bir eksikliktir [1][2].
Deprem anında yangın sistemlerinin çalışabilirliğini sağlamak, hayati öneme sahiptir. Eğer sistemler sismik korumadan yoksunsa:
- Sprinkler boruları kopabilir veya kırılabilir [1]. Bu, otomatik söndürme işlevini tamamen devre dışı bırakır [8].
- Yangın pompaları devre dışı kalabilir [1]. Yangınların kontrol altına alınabilmesi için su basıncının ve akışının sürekliliği esastır [6][8].
- Duman tahliye fanları ve elektrikli söndürme sistemleri çalışmayabilir [1]. Duman tahliyesi, tahliye yollarının açık kalması ve can güvenliği için kritik öneme sahiptir [8].
- Yangın algılama ve alarm sistemleri işlevsiz hale gelebilir [1]. Erken uyarı olmaması, tahliye ve müdahale süreçlerini felç eder.
- Pasif yangın güvenlik önlemleri (yangın duvarları, kapılar) depremde hasar görebilir, yangın yayılımını engelleyemez hale gelebilir [7].
Bu durumlar, deprem sonrası çıkabilecek yangınlara müdahaleyi tamamen imkânsız hale getirerek, telafisi mümkün olmayan can ve mal kayıplarına yol açabilir [1][2].
NEDEN SİSMİK KORUMA HAYATİ ÖNEM TAŞIR?
- Deprem Kaynaklı Sistem Hasarları: Bir deprem anında, yangın tesisatları ciddi şekilde zarar görebilir. Sprinkler boruları kopabilir, yangın pompaları devre dışı kalabilir, duman tahliye fanları ve elektrikli söndürme sistemleri çalışmayabilir [1]. Elektriksel sistemlerde kısa devreler ve gaz borularında kırılmalar, deprem sonrası yangınların en yaygın nedenleridir [1][3][4][7][8].
- Müdahale Yeteneğinin Kaybı: Yangınla mücadele sistemlerinin depremde hasar görmesi, acil durum ekiplerinin yangınlara müdahalesini tamamen imkânsız hale getirir [1]. Yolların enkazla kapanması, iletişimin kesilmesi ve su şebekesindeki hasarlar, itfaiyenin yangın yerine ulaşımını ve gerekli su teminini zorlaştırır veya engeller [3][5][8].
- Yangın Yayılımı: Depremde hasar gören yapılar, yangın etkilerine karşı daha savunmasız hale gelir [2][3][6][9]. Özellikle betonarme ve çelik gibi mühendislik malzemeleri üzerine yapılan araştırmalar, sismik hasarın yapıların yangın direncini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir [4][7]. Ahşap gibi yanıcı malzemelerin yoğun olduğu eski yapılar ise yangın yayılımı açısından yüksek risk taşır [3][4]. Depremden sonra çıkan tozların veya enkazın ateşleme kaynaklarını ve oksijen teminini engellemesi nedeniyle yangın sayılarının düşük olabildiği durumlar olsa da bu her zaman geçerli değildir [3][8].
MEVZUAT VE STANDARTLARA AYKIRILIK:
Türkiye’deki mevzuat, yangın tesisatlarında sismik korumanın yapılmasını açıkça zorunlu kılar, ancak sahada bu gereklilikler çoğu zaman göz ardı edilmektedir [1][2].
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018): Yönetmeliğin 6. Bölümü, depremde hasar görmesi durumunda insanlara veya binanın yapısal sistemine zarar verebilecek ya da binanın kullanımına engel olabilecek tüm mekanik ve elektrik donanımlar ile bunların yapıya bağlantıları için deprem hesabı yapılmasını zorunlu tutar [1][2]. Bu, yangın sistemlerini de kapsayan genel bir hükümdür ve belediyelerin ruhsatlandırma sürecinde değerlendirmesi gereken bir yükümlülüktür [2].
- Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY): Özellikle birinci ve ikinci derece deprem bölgelerinde, yağmurlama sistemlerinin ana kolonlarının sürüklenmemesi için dört yollu destek kullanılması, 65 mm ve daha büyük nominal çaplı boruların katlardan ana dağıtım borularına esnek bağlantılarla tutturulması ve boruların tavanlara iki yollu enlemesine ve boylamasına sabitleme askı elemanları kullanılarak kırılmalarının önlenmesi gerekmektedir [2]. Dilatasyon geçişlerinde ise her üç yönde hareketi karşılayacak detaylar uygulanmalıdır [2]. Yangın dolabı hatları da dahil olmak üzere, itfaiye bağlantı ağzı DN100 gibi büyük çaplı borular için sismik koruma yapılmalıdır [2].
- Makine Tesisat Genel Tasarım Teknik Şartnamesi: Bu tebliğ, yangın tesisatı borulama sistemlerinde, yapının bulunduğu bölgenin deprem sınıfına bağlı olarak sismik önlemlerin alınmasını zorunlu tutar [1][2].
- Uluslararası Standartlar (NFPA 13, FM Global DS 2-8): NFPA 13, sismik bölgelerdeki sprinkler sistemlerinin rijit ve esnek bağlantılarla nasıl destekleneceğini, askılama aralıklarını, deprem mafsallarının kullanımını ve yüke göre sismik askılama tiplerini detaylı biçimde tanımlar [1][2]. FM Global’in DS 2-8 teknik veri sayfası ise, sismik bölgelerde yangın tesisatlarının desteklenme yöntemlerini ve zorunlu minimum montaj kriterlerini belirten açık ve bağlayıcı hükümler içerir [1].
NEDEN BU BOŞLUK DEVAM EDİYOR? MÜHENDİSLİK KÜLTÜRÜNDEKİ SİSTEMİK SORUNLAR
Yangın danışmanlarının ve sektör paydaşlarının sismik koruma konusuna yeterince değinmemesi, sadece bireysel bilgi eksikliği veya mesleki ihmalden kaynaklanmamaktadır [1]. Bu durum, sistematik ve çok katmanlı bir sorundur [1][2].
- Sorumluluk Dağılımının Belirsizliği: Yangın danışmanları, sahada genellikle sadece yangın algılama sistemlerinin yerleşimi, sprinkler yerleşimi ve hidrolik hesaplamalar gibi görev tanımlarıyla sınırlı bir rol üstlenir. Yangın tesisatlarının askılama, destekleme ve sismik dayanım tasarımı, çoğu zaman mekanik tesisat mühendislerine veya uygulama ekiplerine devredilir. Bu durum, yangın danışmanlarının konuya “benim sorumluluğum değil” anlayışıyla yaklaşmasına neden olur [1][2]. Oysa sismik koruma, mevzuat gereği zorunlu bir mühendislik yükümlülüğüdür [1][2].
- Standart ve Mevzuat Bilgisinin Yetersizliği: Birçok yangın danışmanı, yangın sistemleri tasarımında sadece TS EN 12845 standardına ve hidrolik hesaplara odaklanmaktadır. NFPA 13’ün sismik askılama kurallarına, rijit ve esnek bağlantı elemanlarına dair zorunluluklara veya TBDY 2018’in tesisatlara yönelik sismik destekleme hükümlerine birçok danışman hâkim değildir veya bu standartlar proje kapsamına dâhil edilmez [1][2]. Bu yaklaşım, sistemin afet koşullarında çalışabilirliğini garanti etmez [1][2].
- Uygulama Alışkanlıkları ve Piyasa Dinamikleri: Türkiye’de yangın sistemlerinde sismik koruma uygulamaları, çoğu zaman proje sürecinin başından itibaren “opsiyonel” veya “ekstra maliyet unsuru” olarak değerlendirilir [1]. Bu durum, sismik korumanın yalnızca yapılması “istenirse yapılan” bir detay olarak algılanmasına yol açar; oysa afet anında sistemin var olup olmayacağını belirleyen hayati bir bileşendir [1][2].
- Denetim Eksikliği ve Yaptırım Yokluğu: Yangın tesisatlarının sismik olarak desteklenip desteklenmediği, ne yazık ki denetim süreçlerinde sistematik biçimde sorgulanmamaktadır [1]. Belediyeler, yapı denetim firmaları ve itfaiye raporları, projelerdeki sismik askılama ve destekleme detaylarını çoğunlukla göz ardı eder; eksiklikler veya hatalar olması durumunda bile idari veya teknik yaptırım uygulanmaz [1].
- Sektörel Derneklerin Sessizliği ve Bilgi Üretmemesi: Meslek odaları ve teknik dernekler, sismik koruma konusunda yeterli bilgi üretimi ve rehberlik sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Yayınlar yetersiz, uygulama rehberleri eksik ve saha denetimi neredeyse yoktur [1]. Ayrıca, standartlara tam uygun olmayan ve yarı sertifikalı ürünlerin kullanılması gibi sorunlar devam etmektedir [1][2].
KONAKLAMA AMAÇLI TESİSLERDE YANGIN-DEPREM DİRENCİNİN ARTIRILMASI İÇİN ÖNERİLER
Konaklama tesisleri gibi yüksek insan yoğunluğuna sahip ve can güvenliğinin öncelikli olduğu yapılarda, yangın güvenliği sistemlerinin depreme karşı dayanıklılığı sağlanmalıdır. Bunun için atılması gereken temel adımlar şunlardır:
- Tasarım Felsefesinde Dönüşüm-Bütünsel Tasarım Yaklaşımı: Yangın danışmanları, projelerini sadece “yangın riski” temelinde değil, “afet sonrası çalışabilirlik” ilkesiyle tasarlamalıdır [1][2]. Bu, deprem etkisi altındaki sistem dayanımını merkeze almayı zorunlu kılar [1].
- Sismik Korumanın Entegrasyonu: Konaklama tesislerindeki tüm yangın güvenlik sistemleri (sprinklerler, pompalar, borulama, algılama/alarm sistemleri, duman tahliye sistemleri) için sismik destekleme ve askılama zorunlu hale getirilmelidir [1][3][8]. Bu, sertifikalı sismik destek sistemlerinin kullanımını ve TBDY 2018, NFPA 13, FM DS 2-8 gibi standartlara tam uyumu gerektirir [1].
- Disiplinler arası Uzmanlık: Sismik koruma, yangın sistemlerinin tamamlayıcı bir bileşeni olarak kabul edilmeli ve bu anlayış, tüm disiplinler arası projelerde net görev paylaşımıyla hayata geçirilmelidir [1]. Proje hizmeti veren firmaların yanı sıra, bağımsız (ürün satışı olmayan) sismik danışmanlardan hizmet alınması sağlanmalıdır [2].
- Disiplinler arası İş Birliği: Yangın sistemleri, taşıyıcı sistem, mekanik tesisat ve elektrik altyapısı bir bütün olarak tasarlanmalı ve korunmalıdır [1]. Sorumluluk dağılımındaki belirsizlikler giderilmeli, tüm ilgili disiplinler sismik koruma konusunda ortak bir anlayışa sahip olmalıdır [1].
- Mevzuata ve Uluslararası Standartlara Tam Uyum: Projelerde TBDY 2018, NFPA 13 ve FM DS 2-8 gibi standartlara tam uyum aranmalı ve sertifikalı sismik destek sistemlerinin kullanımı zorunlu hale getirilmelidir [1]. Sistemlerin boruları, duvar, zemin ve diğer yapısal elemanlar ile gerekli açıklık mesafeleri sağlanmalıdır [8].
- Etkin Denetim Mekanizmaları: Belediyeler, yapı denetim firmaları ve itfaiye birimleri, projelerdeki sismik detayları teknik olarak incelemeli ve eksiklikler veya hatalar olması durumunda onay süreçlerini durdurmalıdır [1]. Denetimlerde Deprem Yönetmeliği ile Yangın Yönetmeliği arasındaki entegrasyon dikkate alınmalıdır [1].
- Altyapı Güçlendirme: Yangınla mücadele için bina içi ve şehir içi depreme dayanıklı su kaynakları (acil yangın suyu ilave sistemleri gibi) bulunmalıdır [3][8]. Doğal gaz boruları gibi kritik hatlara sarsıntıdan korunmak için dört yollu destekler, esnek bağlantılar ve iki yollu enlemesine ve boylamasına sabitleme askı elemanları gibi sismik askılama yapılmalıdır [2][3][8]. Ayrıca, iletişim ve ulaşım hatları depreme dayanıklı olmalıdır [3][8].
- Risk Azaltıcı Önlemler: Potansiyel ateşleme kaynakları (ısıtıcılar, ocaklar) ve sıvı yakıtların (doğal gaz, propan) sismik koruması ve kısıtlaması yapılmalıdır [3][8]. Zehirli, yanıcı veya patlayıcı maddelerin düşmeyecek veya kırılmayacak şekilde depolanması önemlidir [3].
- Eğitim ve Farkındalık: Yangın mühendisliği topluluğu, sismik koruma konusunda düzenli eğitimler ve rehberler yayımlayarak sektördeki bilgi eksikliğini gidermelidir [1]. Ayrıca, konaklama tesislerinin çalışanları ve yöneticileri, deprem sonrası yangın riskleri ve temel müdahale yöntemleri konusunda eğitilmelidir [4].
- Teknolojik Gelişmelerin Entegrasyonu: Akıllı şehir girişimleri ve yapay zekâ destekli erken yangın tespit sistemleri, afet yönetimi planlamasına dahil edilmelidir [4].
- Toplumsal Hazırlık ve Koordinasyon: Afet yönetimi ve acil durum müdahalesinin koordineli olarak planlanması, itfaiye istasyonları, ulaşım ve iletişim hatlarının depreme dayanıklı olması gerekmektedir [3][8].
SONUÇ
Yangın güvenliği, sadece alevlere karşı değil, depreme karşı da dirençli olmak zorundadır [1][2]. Konaklama amaçlı tesislerde yangın güvenlik sistemlerinin, normal çalışma koşullarıyla sınırlı bir bakış açısıyla değil, afet anlarında çalışabilirliğini de gözeten bir yaklaşımla tasarlanması ve uygulanması hayati bir zorunluluktur. Depremde hayatta kalan insanların yangın nedeniyle hayatını kaybetmesini engellemek için, mühendislik projelerinde sismik koruma, sadece bir ek detay değil, can güvenliğiyle doğrudan ilişkili temel bir bileşen olarak ele alınmalıdır. Bu dönüşüm, sadece teknik bir gereklilik değil, aynı zamanda tüm sektör paydaşlarının üstlenmesi gereken toplumsal bir sorumluluktur [1][2]. Yangın sistemlerinin deprem anında işlevselliğini sürdürmesi, can ve mal kayıplarını en aza indirmek için vazgeçilmez bir koşuldur. Mühendislik camiasının, bireysel savunma reflekslerini aşarak, standartlara ve mevzuata tam uyum sağlayacak, afet sonrası çalışabilirliği merkeze alan, bütünsel bir yangın güvenliği yaklaşımını benimsemesi gerekmektedir [1][2]. Unutulmamalıdır ki, depremde hayatta kalan insanlar, çalışmayan yangın sistemleri nedeniyle yangında hayatını kaybetmesi kabul edilemez bir felakettir [1].
KAYNAKLAR:
1. Kara, O. A. (2025). Kamuya Açık Binalarda Yangın Güvenliği Üzerinden Sismik Koruma Eksikliği Üzerine Teknik Bir Değerlendirme
2. Kara, O. A. (2025). Türkiye’de Mühendislikte Savunma Refleksi
3. Koral Türk, G. (2000). Deprem Sonrası Yangınlar ve Modellemesi. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
4. Kürüm Varolgüneş, F.; Varolgüneş, S. (2025). Post-Earthquake Fires (Pefs) İn The Built Environment: A Systematic And Thematic Review Of Structural Risk, Urban Impact, And Resilience Strategies. Fire 2025
5. Vitorino, H.; Khiali, V.; Rodrigues, H. (2024). Post‑earthquake fire risk and loss assessment in urban areas. Innovative Infrastructure Solutions
6. Demirkan, E. et al. (2023). Deprem Sonrası Yangınlar Fire After Earthquake
7. Jelinek, T.; Zania, V.; Giuliani, L. (2017). Post-earthquake fire resistance of steel buildings. Journal of Constructional Steel Research
8. Yıldız, Z. (2024). Dünya’da ve Türkiye’de Deprem Sonrası Yangınlar. Mühendislikte Yakıtlar, Yangın ve Yanma Dergisi
9. Palma, R. A. (2021). Post-Earthquake Fire Simulation of Steel Structures: Modelling features using OpenSees. Instituto Superior Técnico, Universidade de Lisboa
10. Prof. Dr. Kılıç (2019), “Fabrika Yangınları, Özellikle Deprem Tehdidiyle Birleşince Büyük Risk Oluşturuyor” Enerji ve Tesisat dergisi
11. Selamet, Serdar. “Türkiye’de Yangın Mühendisliği.” TÜYAK Yangın Mühendisliği Dergisi, sayı 2, 2017. 62–63.
12. Eren, Ceyhun. “Yüksek Risk Seviyesine Sahip Tesislerin Sigortalanması da Çözüm Değil” TÜYAK Yangın Mühendisliği Dergisi, sayı 6, 2018. 64–74.
13. Arpacıoğlu, Ümit. “Mimar Sinan’dan ‘Yangın Temalı Sergi’ Geçti” Yangın ve Güvenlik Dergisi, sayı 102, 2007. 36–40.
14. Tmmob Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi. “Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar 2024 Yılı Raporu” Yangın ve Güvenlik Dergisi, sayı 254, 2025. 50–54.
ÖZGEÇMİŞ
Oğuzhan Ahmet KARA
1980 yılı Kahramanmaraş Andırın doğumludur. 2003 yılında lisans eğitimini bitirdikten sonra Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Makina Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Eğitimini tamamlamıştır. 2003-2006 Yılları arasında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Karabük Teknik Eğitim Fakültesi ile Karabük Meslek Yüksek okulunda Öğretim Görevlisi olarak görev yapmıştır. 2006 yılının Ekim ayından bu yana Ankara’da çeşitli firmalarda çalıştı. 2018 tarihinden beri TAURUS TEKNİK MÜHENDİSLİK DANIŞMANLIK firmasında elektromekanik sistemlere ait yapısal olmayan elemanların askı ve destek sistemleri konusunda mühendislik hesaplamaları yapmakta; bu sistemlerin sismik koruması üzerine danışmanlık, mühendislik, projelendirme, süpervizörlük ve kontrol hizmetleri sunmaktadır. Tarafsızlığının bir göstergesi olarak ürün satışı yapmamakta, yalnızca mühendislik hizmeti sağlamaktadır. Bu konularda ülkede yalnızca mühendislik hizmeti veren tek kişidir.
#YapısalOlmayanTaşıyıcı #NonStructuralSupport #SabitNoktaTaşıyıcı #FixedPointSupport #AskıSistemleri #HangerSystems #MekanikTesisat #MechanicalInstallation #ElektromekanikTesisat #ElectromechanicalInstallation #TesisatAskıları #PipeHangers #TesisatDestekleri #PipeSupports #TBDY2018 #NFPA13 #FMGlobal #EN12845 #Eurocode8 #ASCE7 #IBC2018 #SismikKoruma #SeismicProtection #DepremGüvenliği #EarthquakeSafety #SismikAskı #SeismicHanger #SismikDestek #SeismicSupport #SeismicBracing #swaybrace #YapısalOlmayanEleman #NonStructuralElements #YapısalOlmayanTasarım #NonStructuralDesign #ÇelikKonstrüksiyon #SteelConstruction #KaynakHesabı #WeldDesign #DübelHesabı #AnchorCalculation #Ankraj #Anchorage #PlakaBağlantısı #PlateConnection #ProfilTaşıyıcı #ProfileSupport #ÇelikProfil #SteelProfile #yangın #fire #YangınGüvenliği #FireSafety #SprinklerSistemleri #SprinklerSystems #HVAC #MekanikDestek #MechanicalSupport #YapısalOlmayanAnaliz #NonStructuralAnalysis #MontajProjeleri #InstallationProjects #TeknikŞartname #TechnicalSpecification #yapısalolmayanelemanlar #nonstructuralelements #yota #yoe #sismik #seismic #sismikkoruma #seismicprotection #seismicrestraint #sismikkısıtlama #sismikönlem #seismicprecaution #sismikaskılama #seismicsupport #swaybracing #sallanma #sismikmühendisliği #seismicengineering #sismikhesap #seismicaccount #sismikprojelendirme #seismicprojecting #sismikdanışmanlık #seismicconsultancy #rigitseismic #rijitsismik #yangıntesisatısismikkoruması #fireinstallationseismicprotection #sismikhalat #seismiccable #seismicrope #yangınyönetmeliği #yangınşartnamesi #depremyönetmeliği #depremkoruması #KaliteYönetimi #Sertifikasyon #TestRaporu #Mühendislik #ÜrünGüvenliği #QualityManagement #Certification #TestReport #Engineering #ProductSafety






