Oğuzhan Ahmet KARA
Taurus Teknik Mühendislik Danışmanlık İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi
ahmetkara@ttmd.gen.tr
Önsöz
Bu Eleştirinin Kapsamı
Yapılan değerlendirme ve eleştiriler, yalnızca YASA YANGIN Levent Bey’in makalesine özgü bir durum olarak algılanmamalıdır. Aksine, bu yazı Türkiye’deki yangın mühendisliği pratiğinin geneline yönelik bir teknik uyarı ve yapıcı eleştiridir.
Levent Bey’in yazısı, sahadaki birçok profesyonelin yaklaştığı gibi, yangın sistemlerini yalnızca normal işletme koşulları altında ele almakta, ancak afet sonrası çalışabilirlik gibi hayati bir boyutu dışarıda bırakmaktadır. Bu durum, Levent Bey’in kişisel tercihlerinden çok, mevcut sektörel alışkanlıkların ve kültürel eksikliklerin bir yansımasıdır.
Dolayısıyla bu eleştiri:
- Yangın sistemlerini sismik tasarım entegrasyonu olmaksızın ele alan tüm yangın danışmanlarına,
- Tasarım sorumluluğunu yalnızca “algılama ve hidrolik hesaplara” indirgeyen yaklaşımlara,
- Ve deprem yönetmeliklerinin gerekliliklerini göz ardı eden meslekî anlayışa yöneliktir.
Amaç bir kişiyi hedef göstermek değil, tüm sektöre şu uyarıyı yapmaktır:
“YANGIN GÜVENLİĞİ, SADECE ALEVLERE KARŞI DEĞİL, DEPREME KARŞI DA DİRENÇLİ OLMAK ZORUNDADIR.”
1. DEĞERLENDİRME
Makale başlığı: Kamuya Açık Binalarda Yangın Güvenliği
Yazar: Levent YASA, TÜYAK Yönetim Kurulu Üyesi ve Orman Yangınları Komitesi Başkanı
Levent bey’in yazmış olduğu teknik yazı MÜKAD – Mühendis ve Mimar Kadınlar Derneği’nin yayınlamış olduğu derginin 11. sayısında bulunmaktadır. Bağlantı adresi aşağıdadır.
Mükad Dergi Sayı 11 – MÜKAD – Mühendis ve Mimar Kadınlar Derneği
Kamuya açık binalarda yangın güvenliği, can kayıplarını ve maddi zararları önlemek için hayati öneme sahiptir. AVM’ler, oteller ve hastaneler gibi yoğun insan trafiğine sahip yerlerde yangına karşı önlemler titizlikle uygulanmalıdır. Bu yapılar için 27.11.2007 tarihli ve 12937 sayılı “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” hükümleri geçerlidir.
Kritik Önlemler:
1. Yangın Algılama ve Uyarı Sistemleri
- Otomatik Algılama Sistemleri: Duman ve ısı dedektörleriyle erken tespit sağlanır.
- Yangın Alarm Butonları: El ile alarm verilmesini sağlar.
2. Yangın Söndürme Sistemleri
- Sprinkler Sistemleri: Otomatik söndürme sağlar.
- Yangın Dolapları ve Cihazları: KKT, CO2, köpüklü sistemler kullanılmalıdır.
3. Kaçış Yolları ve Acil Çıkışlar
- Kaçış Yolları: Genişlik ve süreklilik şarttır.
- Acil Çıkış Kapıları: Dışa doğru açılmalı.
- Acil Aydınlatmalar: Elektrik kesintisinde devreye girmelidir.
4. Yangın Kompartımanları ve Yangın Duvarları
- Katlar arası ve yatay geçişlerde yangın yayılımını engeller.
5. Duman Kontrolü ve Tahliye Sistemleri
- Basınçlandırma Sistemleri: Kaçış merdivenleri ve koridorlarda uygulanmalıdır.
6. Yangın Eğitimi ve Tatbikatları
- Acil Müdahale Ekipleri: Söndürme, kurtarma, koruma ve ilkyardım.
- Personel Eğitimi: Yangın anında doğru müdahale eğitimi verilmeli.
- Tatbikatlar: Personelin senaryo bazlı uygulama yapması sağlanmalı.
7. Yangın Güvenlik Planı ve Acil Durum Planı
- Her binada bulunmalı; sorumluluklar, tahliye yolları açıkça belirlenmelidir.
8. İtfaiye Erişimi ve Su Temini
- İtfaiye araçları için ulaşılabilirlik ve su takviyesi için ağızlar tesis edilmeli.
9. Yanıcı Malzeme Kontrolü
- Depolama: Güvenli alanlarda olmalı.
- Elektrik Tesisatı Kontrolü: Düzenli kontrol ile arızalar önlenmeli.
10. Yangın Kapıları ve Duman Sızdırmaz Kapılar
- Yangın yayılımını ve duman geçişini engelleyecek şekilde dayanıklı olmalı.
Acil Durum Ekiplerinin Kurulması
- Çok Tehlikeli Sınıfta: 30 çalışan → Ekip kurulmalı
- Tehlikeli Sınıfta: 40 çalışan → Ekip kurulmalı
- Az Tehlikeli Sınıfta: 50 çalışan → En az 1 destek personel
Ekipler:
- Acil Durum Yöneticisi ve Yrd.
- Söndürme Ekibi
- Kurtarma Ekibi
- Koruma Ekibi
- İlkyardım Ekibi
Sonuç ve Değerlendirme
- Acil durumlara hazır olmak, etkili müdahale için zorunludur.
- Yasal düzenlemelere uygun koruma sistemleri, kayıpların önüne geçebilir.
- Profesyonel eğitimli ekipler, acil durumları en az hasarla atlatır.
- Ekip seçimi ve eğitimi, disiplinli çalışma ile desteklenmelidir.
- Tüm hazırlıklar, uzman kişilerce programlı şekilde yürütülmelidir.
Bu kapsamlı yaklaşım sayesinde; yangın kaynaklı can ve mal kayıplarının azaltılması, müdahale sürecinin etkinliği ve bina güvenliğinin sağlanması hedeflenmiştir.
2. ELEŞTİRİ:
“Levent Bey’in Makalesinde Sismik Koruma Neden Yok?”
Levent Bey tarafından kaleme alınan ve kamuya açık binalarda yangın güvenliğini ele alan “Kamuya Açık Binalarda Yangın Güvenliği” başlıklı makale, yangınla mücadelede alınması gereken önlemleri kapsamlı biçimde ortaya koymakta; algılama sistemlerinden tahliyeye, acil durum ekiplerinden eğitim süreçlerine kadar birçok başlığı ayrıntılı şekilde işlemektedir. Ancak, Deprem riski altındaki bir ülkede, yangın sistemlerinde sismik dayanım konusunun atlanması hem mühendislik hem de kamusal güvenlik açısından ciddi bir eksikliktir. Yangın sistemlerinde sismik bütünlüğe değinilmemesi, afet senaryolarına hazırlıksızlık anlamına gelir ve bu kabul edilemez bir ihmaldir.
Eleştirel incelememi sismik koruma bağlamında şu açılardan yapılandırdım:
1. Deprem Gerçeği Göz Ardı Edilemezken Yangın Sistemleri Nasıl Ayrı Düşünülebilir?
Özellikle AVM, otel, hastane gibi kamuya açık binalarda, yangın tesisatlarının deprem etkisi altında da çalışabilir durumda kalması, yangın güvenliğinin asli bir parçasıdır. Bu tür yapılar, genellikle yüksek insan yoğunluğuna sahiptir ve deprem sonrası çıkan yangınlar, doğrudan can kaybına neden olabilmektedir.
Ne var ki, makalede;
- Yangın tesisatlarında deprem etkilerine karşı yapısal dayanımın sağlanması gerektiği,
- Sismik askılama, rijit destekler ve genleşme elemanlarıyla sistemlerin korunması,
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018), NFPA 13, FM DS 2-8 ve ASCE 7 gibi standartlara atıf,
gibi konulara hiç değinilmemiştir. Bu, yangın güvenliği gibi kapsamlı bir alanda büyük bir eksikliktir.
Türkiye, aktif fay hatları üzerinde bulunan, deprem riski yüksek bir ülkedir. Bir deprem anında:
- Sprinkler boruları kopabilir,
- Yangın pompaları devre dışı kalabilir,
- Duman tahliye fanları ve elektrikli söndürme sistemleri çalışmayabilir.
Bu durumlar, deprem sonrası çıkabilecek yangınlara müdahaleyi tamamen imkânsız hale getirir.
Makaledeki en büyük eksiklik: Yangın sistemlerinin yalnızca normal çalışma koşullarında değil, deprem gibi olağanüstü durumlarda da çalışabilir olması gerektiğine hiç değinilmemiştir.
2. TBDY 2018 ve Diğer Mevzuatlara Aykırı Bir Yaklaşım
Levent Bey’in makalesinde teknik mevzuata sıkça atıf yapılmasına rağmen, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) Bölüm 6’ya hiç değinilmemiştir.
Benzer şekilde:
- Makine Tesisat Genel Tasarım Teknik Şartnamesi,
- Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik,
yangın sistemlerinde sismik korumanın yapılmasını zorunlu kılar.
Eleştiri: Bu ölçekte bir makalede ilgili zorunlulukların göz ardı edilmesi sadece farkındalık eksikliği değil; aynı zamanda meslekî yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir.
3. Disiplinler arası Kopukluk Sorununu Pekiştiriyor
Levent Bey’in makalesi, yangın danışmanlığı pratiğini yalnızca “algılama, sprink yerleşimi ve su ihtiyacı” gibi unsurlarla sınırlandırmakta, yangın sistemlerinin yapısal güvenliği ve mekanik dayanımı gibi alanlarla hiçbir ilişki kurmamaktadır.
Oysa çağdaş mühendislik yaklaşımı gereği, yangın sistemleri – taşıyıcı sistem – mekanik tesisat – elektrik altyapı bir bütün olarak tasarlanmalı ve korunmalıdır. Makalede bu bütünlük tamamen eksiktir.
Günümüzde kabul gören mühendislik yaklaşımı, risklerin birbirinden ayrılamayacağını söyler. Deprem kaynaklı yangınlar, özellikle aşağıdaki nedenlerle yüksek risk taşır:
- Elektrik kısa devresi, gaz borularının kopması, yakıt sızıntısı,
- Acil çıkışların kapanması, yangın pompalarının çalışmaması,
- Sprinkler borularının kırılması, duman tahliye sistemlerinin devre dışı kalması.
Dolayısıyla yangın güvenliği, yalnızca bir sistem tasarımı değil, aynı zamanda sismik dayanım ve sistem sürekliliği açısından değerlendirilmelidir.
4. Uygulayıcı Rehberlik ve Farkındalık Açısından Zayıf
Levent Bey’in yazısı, sahada görev yapan mühendisler, tasarımcılar ve uygulayıcılar için önemli bir bilgi kaynağı ve farkındalık oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Ancak, böylesine etkili bir çalışmada “sismik koruma” gibi hayati bir konunun tamamen dışarıda bırakılmış olması, okuyucularda yanlış bir teknik öncelik algısına neden olmaktadır. Bu eksiklik, yangın güvenliğini yalnızca normal çalışma koşullarıyla sınırlı bir bakış açısına indirgerken, afet anlarında sistemin çalışabilirliğini göz ardı eden tehlikeli bir yaklaşımı da beraberinde getirir.
Oysa bir teknik makalenin amacı sadece bilgi vermek değil, aynı zamanda risk farkındalığı yaratmak ve ilgili tüm disiplinlere doğru mühendislik önceliklerini göstermek olmalıdır. Bu bağlamda sismik koruma gibi doğrudan can güvenliğini ilgilendiren bir başlığın hiç yer almaması, sadece teknik bir eksiklik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk boşluğudur.
Unutulmamalıdır ki, deprem anında çalışmayan yangın sistemleri, yangına müdahaleyi tamamen olanaksız hale getirir. Bu da telafisi mümkün olmayan can ve mal kayıplarına yol açabilir. Dolayısıyla bu tür teknik yayınların, sadece proje pratiğine değil, hayat kurtaran sistemlerin sürekliliğine katkı sunma gibi bir misyonu da vardır. Bu sorumluluk yerine getirilmediğinde, yalnızca bir konu atlanmış olmaz; aynı zamanda topluma karşı mühendislik yükümlülüğü de ihlal edilmiş olur.
5. Sismik Koruma Alanındaki Uluslararası Pratiklere Aykırı
Levent Bey’in makalesi, ilk bakışta NFPA 13 gibi uluslararası standartlara gönderme yapıyor izlenimi verse de içerikte bu standartların en kritik bölümlerinden biri olan sismik koruma kurallarına hiç yer verilmemektedir. Oysa NFPA 13, özellikle sismik bölgelerdeki sprinkler sistemlerinin rijit ve esnek bağlantılarla nasıl destekleneceğini, askılama aralıklarının nasıl seçileceğini, deprem mafsallarının nerelerde kullanılacağını ve yüke göre sismik braketleme tiplerini detaylı biçimde tanımlar.
Bununla birlikte, FM Global’in DS 2-8 teknik datasheet’i, sismik bölgelerde yangın tesisatlarının desteklenme yöntemlerini ve zorunlu minimum montaj kriterlerini belirten açık ve bağlayıcı hükümler içerir. Bu rehberler, yalnızca bir tavsiye değil; sigorta kabul koşulu ve endüstriyel güvenlik gereği olarak sahada uygulanmaktadır.
Ancak Levent Bey’in çalışması, bu tür uluslararası uygulama standartlarına hiç atıf yapmadan, yalnızca iç mevzuatlara ve hidrolik yerleşim esaslarına odaklanmakta; bu da yazının kapsamını daraltmakta ve teknik derinliğini sınırlamaktadır. Sismik dayanımın hiç gündeme getirilmemesi, özellikle afet sonrası sistemin çalışabilir kalması hedefiyle çelişen bir mühendislik yaklaşımıdır.
Dolayısıyla, bu tür teknik makalelerin yalnızca yerel düzenlemelere değil, aynı zamanda uluslararası geçerliliği olan mühendislik standartlarına da referansla hazırlanması, sistem güvenliğinin bütünsel olarak değerlendirilmesi açısından gereklidir. Aksi halde, yangın güvenliği değerlendirmesi, sadece kâğıt üzerinde var olan ama kriz anında işlevsiz kalan sistemlerin onaylanması anlamına gelir.
Eksikliği Giderilmemiş Her Teknik Makale, Yanıltıcıdır
Levent Bey’in makalesi, yangın güvenliği konusuna düzenli ve kapsamlı bir teknik çerçeve sunması bakımından değerli bir çalışma olarak öne çıkmaktadır. Ancak, sismik koruma önlemlerine hiç yer verilmemesi, yazının tekniğin bütüncüllüğü açısından eksik kalmasına neden olmaktadır. Oysa günümüzde yangın güvenliği yalnızca sıradan çalışma koşulları altında değil, aynı zamanda afet senaryoları altında da işlerliğini koruyabilmelidir.
Deprem, Türkiye gibi yüksek riskli bölgelerde yalnızca bir olasılık değil, mühendislik tasarımında mutlaka dikkate alınması gereken bir gerçektir. Bu nedenle, yangın sistemlerinin sadece hidrolik performansına odaklanmak, onların afete dirençli hale getirilmesini ihmal etmek anlamına gelir.
Sprinkler boruları, sabit yangın pompaları, duman tahliye sistemleri ve elektrikli kontrol panelleri, bir deprem anında sismik desteklemelerle korunmamışsa, bu sistemlerin hiçbiri görevini sürdüremez. Bu da yangına müdahalenin tamamen engellenmesi anlamına gelir.
Sonuç olarak, yangın güvenliği sistemlerine dair yapılan her teknik değerlendirme, sistemlerin sadece kurulumu ve çalışması değil, kriz anındaki sürekliliği açısından da ele alınmalıdır. Sismik koruma bu sürekliliğin vazgeçilmez bir bileşenidir. Makalede bu yönde hiçbir değerlendirme yer almaması, yangın güvenliği yaklaşımının afet dayanımı boyutunda eksik kaldığını göstermektedir.
3. SONUÇ
Yangın Danışmanları Neden Sismik Korumaya Değinmiyor? Sessizlik Neden Sistematik Bir Sorundur?
Türkiye’de yangın danışmanlarının – hatta bazı sektörel derneklerin bile – yangın tesisatlarında sismik koruma konusuna yeterince yer vermemesi, yalnızca bireysel bilgi eksikliği ya da mesleki ihmal olarak değerlendirilemez. Bu durum, çok katmanlı bir sistem sorunu olarak ele alınmalıdır. Çünkü eksiklik yalnızca bir disipline değil, farklı meslek alanları arasındaki etkileşim eksikliğine, yönetmeliklerin uygulanma biçimine ve denetim süreçlerindeki zafiyete dayanmaktadır.
Sismik koruma, yangın tesisatlarında hayati bir rol oynar. Ancak bu konu hem teknik yazılarda hem de uygulama sahasında çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Bu görmezden geliş; yangın güvenliğini yalnızca normal çalışma koşullarıyla sınırlayan dar bir bakış açısının ürünüdür. Oysa afet anlarında sistemin sürekliliğini sağlayacak mekanik bütünlük, yangınla mücadele stratejisinin en kritik halkalarından biridir.
Bu bağlamda aşağıda, yangın danışmanlarının ve sektör paydaşlarının sismik korumaya neden yeterince vurgu yapmadığını, teknik, sektörel ve yönetsel düzeylerde açıklayan başlıca nedenleri detaylı biçimde analiz ediyorum.
Yangın Danışmanlarının Sismik Koruma Konusunu Gündeme Almamasının 5 Ana Nedeni
1. Sorumluluk Dağılımının Belirsizliği
Yangın danışmanları sahada genellikle yalnızca:
- Yangın algılama sistemlerinin yerleşimi,
- Sprinkler yerleşimi ve zonlama,
- Hidrolik hesaplamalar ve borulama şemaları
gibi görev tanımlarıyla sınırlı bir rol üstlenir. Ancak yangın tesisatlarının askılama, destekleme ve sismik dayanım tasarımı, çoğu zaman mekanik tesisat mühendislerine, yapısal proje müelliflerine ya da şantiye uygulama ekiplerine devredilir. Bu durum, yangın danışmanlarının konuya “benim sorumluluğum değil” anlayışıyla yaklaşmasına neden olur.
Oysa Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) Bölüm 6, tüm mekanik ve elektrik tesisat sistemlerinin deprem etkileri altında güvenli şekilde çalışabilmesi için sismik destekleme ve askılama önlemlerini zorunlu kılmaktadır.
Yani sismik koruma, bir görev dağılımı tercihi değil, yapılması zorunlu bir mühendislik yükümlülüğüdür.
Kim tarafından projelendirildiği ya da uygulandığı fark etmeksizin, yangın tesisatlarında sismik önlemler mutlaka tanımlanmalı ve uygulanmalıdır. Bu sorumluluğun belirsiz bırakılması, sistem güvenliğini doğrudan riske atan bir zaaftır
2. Standart ve Mevzuat Bilgisinin Yetersizliği
Birçok yangın danışmanı, yangın sistemleri tasarımında yalnızca TS EN 12845 standardına ve hidrolik hesaplara odaklanarak çalışmaktadır. Projeler çoğunlukla:
- Sprinkler yerleşimi,
- Boru çapı seçimi,
- Zonlama ve debi hesaplamaları
gibi statik ve normal işletme koşulları için optimize edilir. Ancak bu yaklaşım, sistemin yalnızca gündelik kullanımda çalışabilirliğini garanti eder; afet koşullarında çalışmasını garanti etmez.
Ne yazık ki:
- NFPA 13’ün sismik braketleme kurallarına,
- Rijit ve esnek bağlantı elemanlarına dair zorunluluklara,
- TBDY 2018’in tesisatlara yönelik sismik destekleme hükümlerine
birçok danışman hakim değildir ya da bu standartlar proje kapsamına dâhil edilmez.
Oysa afet anlarında sistemin devrede kalması, yalnızca basınçlı suyun doğru hesaplanmasından değil, aynı zamanda mekanik bütünlüğün korunmasından geçer. Bu nedenle yangın sistemlerinin sismik performansı, sadece bir ek detay değil; yangın mühendisliğinin asli bir parçasıdır.
3. Uygulama Alışkanlıkları ve Piyasa Dinamikleri
Türkiye’de yangın sistemlerinde sismik koruma uygulamaları, çoğu zaman proje sürecinin başından itibaren “opsiyonel” veya “ekstra maliyet unsuru” olarak değerlendirilir. Bu yaklaşımın temelinde:
- Projelendirme, satın alma ve uygulama süreçlerinde sismik destekleme ekipmanlarının bütçeye ilave yük olarak görülmesi,
- Müteahhit firmaların, askılama ve rijit destek sistemlerini maliyet düşürme kalemi olarak ele alması,
- Sektörde yaygın olan “zaten kimse yapmıyor” veya “denetlemiyorlar ki” gibi pratikçi yaklaşımlar bulunmaktadır.
Bu genel gevşek uygulama kültürü, yalnızca uygulayıcıları değil, tasarım aşamasında görev alan yangın danışmanlarını da etkiler. Çünkü eğer sistemin sahada uygulanmayacağı düşünülüyorsa, danışmanlar da bu kritik öğeyi tasarıma dâhil etme gereği duymaz.
Sonuçta, maliyet ve uygulama baskıları, teknik doğruların ve mühendislik sorumluluklarının önüne geçer. Oysa sismik koruma, yalnızca yapılması “istenirse yapılan” bir detay değil, afet anında sistemin var olup olmayacağını belirleyen hayati bir bileşendir.
4. Denetim Eksikliği ve Yaptırım Yokluğu
Türkiye’de yangın tesisatlarının sismik olarak desteklenip desteklenmediği, ne yazık ki denetim süreçlerinde sistematik biçimde sorgulanmamaktadır. Bu denetim boşluğu birkaç düzeyde kendini gösterir:
- Belediyeler ve yapı denetim firmaları, projelerdeki sismik askılama ve destekleme detaylarını çoğunlukla göz ardı eder.
- İtfaiye raporları, çoğu zaman yalnızca şematik yerleşimlere ve hidrolik kapasiteye odaklanır; mekanik stabiliteye dair hiçbir denetim uygulanmaz.
- Projede sismik detaylar eksik veya hatalı olsa bile, bu durumdan dolayı hiçbir idari veya teknik yaptırım uygulanmaz.
- En önemlisi, Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) ile yangın yönetmeliği arasında olması gereken entegrasyon denetimlerde dikkate alınmaz.
Bu durum, sahada “yapmasan da kimse sormaz” anlayışını besler. Sonuç olarak, sismik koruma uygulanmaması bir tercih değil, bir alışkanlık haline gelir.
Oysa afet anında çalışabilirlik, yalnızca sistemin varlığına değil, sağlam biçimde yerinde durmasına da bağlıdır. Bu nedenle denetim zincirindeki bu boşluk, mühendislikten daha çok idari bir zaafiyet olarak değerlendirilmelidir.
5. Sektörel Derneklerin Sessizliği ve Bilgi Üretmemesi
Türkiye’de yangın sistemlerinde sismik korumaya yönelik teknik yaklaşım eksikliği, yalnızca bireysel sorumsuzluklardan değil; aynı zamanda kurumsal, sektörel ve ürün odaklı yönlendirmelerin dağınıklığından kaynaklanmaktadır.
Meslek odaları, teknik dernekler, vakıflar, federasyonlar, cemiyetler ve kamu otoriteleri, sismik koruma konusunda birbirinden farklı, hatta zaman zaman çelişen yaklaşımlar sergilemektedir. Bu durum; özellikle mekanik tesisat sistemlerinin depreme karşı korunması ile ilgili yönetmelik yorumlarında çok seslilik ve belirsizlik yaratmaktadır.
Öne çıkan temel sorunlar şunlardır:
- Yangın sistemlerinde sismik koruma, birçok kuruluş tarafından disiplinler arası bir konu olarak sahiplenilmez. Sonuç olarak, yayınlar yetersiz, uygulama rehberleri eksik ve saha denetimi neredeyse yoktur.
- Bu konular zaman zaman dile getirilse bile, uygulayıcıya yönelik sade, adım adım teknik çözüm sunan belgeler yayımlanmaz.
- Eğitim ve sempozyumlarda “yangın sistemlerinin afet sonrası çalışabilirliği”, “sismik askılama ilkeleri”, veya “yapısal olmayan elemanların korunması” gibi konular gündem dışı bırakılır.
Buna ek olarak, sismik koruma ürünleri sağlayan firmaların sektördeki etkisi, dikkat çekici bir başka problem alanını oluşturur:
- Bazı firmalar, yönetmelik ve standartlara göre tasarım yapmaktan ziyade, kendi ürünlerini öne çıkararak çözüm üretmektedir.
- Kullanılan ürünlerin TBDY, NFPA 13 veya FM DS 2-8 gibi standartlara tam olarak uygun olmaması,
- CE, UL, FM gibi uluslararası geçerli sertifikaların olmaması veya yarı sertifikalı olması,
- Ve en önemlisi, uygulama detaylarının hatalı projelendirilmesi, sahada işlevini yerine getirmeyen sismik sistemlere neden olmaktadır.
Oysa Japonya, ABD, Kanada gibi ülkelerde, yangın güvenliği organizasyonları:
- Sismik bütünlüğü öncelikli konulardan biri olarak işler,
- Deprem sırasında sistemin devrede kalmasını esas alan rehberler yayımlar,
- Ve sektörle birlikte standart-ürün-eğitim üçgeni kurarak kaliteyi garanti altına alır.
Türkiye’de ise bu kurumsal sessizlik ve sektörel dağınıklık, yalnızca uygulama hatalarına değil, aynı zamanda hayat kurtarma zincirinin zayıflamasına neden olmaktadır.
Standartsız ürünler, eksik eğitim ve rehbersiz uygulamalar, afet anında sistemin tamamen devre dışı kalmasına yol açabilir.
Mevzuata Göre Sismik Koruma Zorunluluğu
Aşağıdaki üç ana mevzuat, yangın tesisatlarında sismik korumayı açıkça zorunlu kılmaktadır:
1. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018)
Resmî Gazete’nin 18 Mart 2018 tarihli ve 30364 Sayılı Mükerrer sayısında, “Türkiye
Bina Deprem Yönetmeliği” yayınlandı ve 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
DEPREM ETKİSİ ALTINDA YAPISAL OLMAYAN BİNA ELEMANLARININ TASARIM ESASLARI bölümüne göre;
6.1.1 – Depremde hasar görmesi durumunda insanlara veya binanın yapısal sistemine zarar verebilecek veya binanın kullanımına engel olabilecek, taşıyıcı sisteme bağlı fakat bağımsız çalışan her türlü çıkıntılar (balkon, parapet, baca, konsol gibi), cephe ve ara bölme panoları, mimari elemanlar ile mekanik ve elektrik donanımlar ve bunların yapıya bağlantıları için bu Bölüm ’de verilen kurallara göre DEPREM HESABI YAPILMASI ZORUNLUDUR.
2. Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY)
19.12.2007 tarihli ve 26735 sayılı resmî Gazete ’de yayımlanan 20/11//2021 tarihli ve 31665 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan “BİNALARIN YANGINDAN KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK” 19/11/2021 tarihli ve 4825 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca bu Yönetmelik Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği bölümüne eklenmiştir. Yönetmeliğe göre;
Yağmurlama sistemi MADDE 96 (6) Birinci ve ikinci derece deprem bölgelerinde, SİSMİK HAREKETLERE KARŞI ANA KOLONLARIN HERHANGİ BİR YÖNE SÜRÜKLENMEMESİ İÇİN, DÖRT YOLLU DESTEK KULLANILMASI VE 65 MM VE DAHA BÜYÜK NOMİNAL ÇAPLI BORULARIN KATLARDAN ANA DAĞITIM BORULARINA BAĞLANMASINDA ESNEK BAĞLANTILAR İLE BORULARIN TAVANLARA TUTTURULMASINDA İKİ YOLLU ENLEMESİNE VE BOYLAMASINA SABİTLEME ASKI ELEMANLARI KULLANILARAK BORULARIN KIRILMASININ ÖNLENMESİ GEREKİR. Dilatasyon geçişlerinde her üç yönde hareketi karşılayacak detaylar uygulanır.
3. Makine Tesisat Genel Tasarım Teknik Şartnamesi
Resmî Gazete’nin 19 Ocak 2020 tarihli ve 31013 Sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan “MAKİNE TESİSATI GENEL TASARIM TEKNİK ŞARTNAMELERİNE DAİR TEBLİĞ” yayınlandı.
Tebliğin 12. BÖLÜM: YANGINLA MÜCADELE VE KORUNMA SİSTEMLERİ GENEL TASARIM TEKNİK ŞARTNAMESİ olup 12.2. Genel Esaslar kısmında;
Yangın tesisatı borulama sistemlerinde, yapının bulunduğu bölgenin deprem sınıfına bağlı olarak “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” esasları dahilinde SİSMİK ÖNLEMLER ALINMALIDIR.
Bu Sessizlik Tehlikeli Bir Sistem Arızasıdır
Yangın danışmanlarının sismik koruma konusuna yeterince yer vermemesi, yalnızca bireysel bilgi eksikliğiyle açıklanamaz. Bu durum, aynı zamanda:
- Projelendirme alışkanlıklarının durağanlığı,
- Disiplinler arası yetki paylaşımının belirsizliği,
- Mevzuat denetimlerinin yetersizliği,
- ve maliyet odaklı sektör kültürünün doğrudan bir sonucudur.
Oysa yangın sistemlerinin deprem anında çalışmaması, yalnızca teknik bir eksiklik değil; hayat kurtarma zincirinin kopması anlamına gelir.
Sismik koruma yapılmadığında:
- Sprinkler hatları yerinden kopar veya kırılır,
- Yangın pompaları devre dışı kalır,
- Elektrik ile çalışan yangın algılama, alarm ve duman tahliye sistemleri çalışamaz,
- Ve bina içinde tahliye neredeyse imkânsız hâle gelir.
Deprem anında yangınla mücadele sisteminin çökmesi, ikinci bir felaketin önünü açar. Bu nedenle sismik koruma, yalnızca bir mühendislik detayı değil; can güvenliğiyle doğrudan ilişkili bir zorunluluktur.
4. NE YAPILMALI?
Mevcut tabloyu değiştirmek için yalnızca teknik değil, aynı zamanda kurumsal ve kültürel dönüşüm gereklidir. Aşağıda bu dönüşüm için atılması gereken temel adımlar özetlenmiştir:
- Yangın danışmanları, projelerini yalnızca “yangın riski” temelinde değil; “afet sonrası çalışabilirlik” ilkesiyle tasarlamalıdır. Bu da deprem etkisi altındaki sistem dayanımını merkeze almayı zorunlu kılar.
- Sismik koruma, yangın sistemlerinin tamamlayıcı bir bileşeni olarak kabul edilmeli ve bu anlayış, tüm disiplinler arası projelerde net görev paylaşımıyla hayata geçirilmelidir.
- Denetim mekanizmaları, yangın tesisatlarında sismik korumanın varlığını, türünü ve uygunluğunu sorgulamalıdır.
1 – Projelerde sertifikalı sismik destek sistemlerinin kullanımı zorunlu hâle getirilmelidir.
2 – Uygulamalarda TBDY 2018, NFPA 13, FM DS 2-8 gibi standartlara tam uyum aranmalıdır.
- Belediyeler, yapı denetim firmaları ve itfaiye birimleri, projelerdeki sismik detayları teknik olarak incelemeli ve eksiklikler ile hatalar olması durumunda onay süreçlerini durdurmalıdır.
Unutulmamalıdır: Depremde hayatta kalan insanlar, yangın nedeniyle hayatını kaybedebilir. Yangınla mücadele sistemleri yerinde ve sağlam değilse, tüm diğer güvenlik önlemleri işlevsiz kalır.
Bu teknik değerlendirme yazısı, yalnızca mevzuat hükümleri (TBDY 2018, BYKHY, Makine Tesisat Genel Tasarım Teknik Şartnamesi) ve uluslararası standartlar (NFPA 13, FM DS 2-8 vb.) ışığında hazırlanmış genel nitelikli teknik bir eleştiri ve farkındalık çalışmasıdır.
Yazıda yer alan tüm görüşler, herhangi bir kişi, kurum veya firmayı hedef göstermek amacı taşımamakta; yalnızca kamu yararı ve meslekî sorumluluk bilinci çerçevesinde, sektör genelinde mevcut uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır.
Bu metin, bir hukuki görüş veya bağlayıcı idari karar niteliğinde olmayıp, teknik değerlendirme ve mevzuat yorumuna dayalı bir uyarı yazısıdır.
ÖZGEÇMİŞ
Oğuzhan Ahmet KARA
1980 yılı Kahramanmaraş Andırın doğumludur. 2003 yılında lisans eğitimini bitirdikten sonra Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Makina Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Eğitimini tamamlamıştır. 2003-2006 Yılları arasında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Karabük Teknik Eğitim Fakültesi ile Karabük Meslek Yüksek okulunda Öğretim Görevlisi olarak görev yapmıştır. 2006 yılının Ekim ayından bu yana Ankara’da çeşitli firmalarda çalıştı. 2018 tarihinden beri TAURUS TEKNİK MÜHENDİSLİK DANIŞMANLIK firmasında inşaat sektöründe yapısal olmayan elemanların (mekanik tesisat, elektrik tesisatı ve ekipmanları) askı destek sistemleri ve bu sistemlerin depreme karşı sismik koruma önlemleri konularında mühendislik, proje ve danışmanlık hizmetleri vermektedir. Güzel ülkemde bu işi meslek olarak yapan tek kişiyim.
#yapısalolmayan #yapisalolmayan #yapısalolmayanelemanlar #yapisalolmayanelemanlar #nonstructuralelements #yapısalolmayantaşıyıcıeleman #nonstructuralbearingelement #yota #yoe #sismik #seismic #sismikkoruma #seismicprotection #seismicrestraint #sismikkısıtlama #sismikönlem #seismicprecaution #sismikaskılama #seismicsupport #swaybracing #sallanma #sismikmühendisliği #seismicengineering #sismikhesap #seismicaccount #sismikprojelendirme #seismicprojecting #sismikdanışmanlık #seismicconsultancy #swaybrace #rigitseismic #rijitsismik #yangıntesisatısismikkoruması #fireinstallationseismicprotection #sismikhalat #seismiccable #seismicrope #yangınyönetmeliği #yangınşartnamesi #depremyönetmeliği #depremkoruması






