BİR DAHA YAŞAMAMAK ÜMİDİ İLE…

Resmî Gazete’nin 18 Mart 2018 tarihli ve 30364 Sayılı Mükerrer sayısında, “TÜRKIYE BINA DEPREM YÖNETMELIĞI” yayınlandı ve 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

DEPREM ETKİSİ ALTINDA YAPISAL OLMAYAN BİNA ELEMANLARININ TASARIM ESASLARI bölümüne ait bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum.

19.12.2007 tarihli ve 26735 sayılı resmî Gazete ’de yayımlanan 20/11//2021 tarihli ve 31665 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan “BİNALARIN YANGINDAN KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK” 19/11/2021 tarihli ve 4825 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca bu Yönetmelik Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği bölümüne eklenmiştir.

Bu iki yönetmelik haricinde bir de Resmî Gazete’nin 19 Ocak 2020 tarihli ve 31013 Sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan “MAKİNE TESİSATI GENEL TASARIM TEKNİK ŞARTNAMELERİNE DAİR TEBLİĞ” var.

Var var ama kime göre var, kim biliyor, kim uyuyor.

Amacım, MİLLİ SERVETİMİZ OLAN YATIRIMLARIMIZI ve İNSANLARIMIZI, her an gerçekleşebilecek afetlere karşı KORUMAK ve GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAKtır.

Bu doğrultuda, DOĞRU MÜHENDİSLİK UYGULAMALARINI, STANDARTLARA UYGUN ÇÖZÜMLERİ ve BİLİNÇLİ TEDBİRLERİ hayata geçirmek büyük önem taşımaktadır. GÜVENLİ YAPILAR, BİLİNÇLİ TOPLUM VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK için çalışmaya devam ediyorum.

BAŞARI KALİTEDİR. KALİTE, DOĞRU ÇÖZÜM İLE ÇÖZÜM ÜRETMEK VE KALİTEYE ÖNEM VERENLERLE BİR OLMAKTIR. KALİTEYE VERİLEN ÖNEM, BAŞARIYI SADECE ELDE ETMEYİ DEĞİL, SÜRDÜRÜLEBİLİR KILMAYI SAĞLAR.

STANDART OLUŞTURAN KURUM YA DA İDARE; DANIŞMANLARI (MÜŞAVİR, YANGIN DANIŞMANI, PROJECİ VB.) ÜZERİNDEN (VEYA BERABER) STANDART DIŞI (STANDARTA VE YÖNETMELİĞE UYMAYAN) MALZEME VE UYGULAMAYA NASIL ONAY VEREBİLİYOR?

diye sormadan edemiyor insan…

Stoa Duası: “Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için kuvvet, değiştirebileceğim şeyler için cesaret ve bu ikisini birbirinden ayırmak için akıl ver.”

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir/Epiktetos

Stoacılar ERDEMin tanımını dört temel madde üzerinden yaparlar. Bunlar; BİLGELİK, ÖLÇÜLÜLÜK, DÜRÜSTLÜK ve CESARETTİR. Bu kavramların hepsi birbirleriyle ilişkilidir ve bu dört maddeyi de sağlayan kişi ERDEM SAHİBİ biri olarak görülür.

Kişinin hayatına dair alacağı her karar veya eylem ERDEM veya ERDEMsizlik açısından

değerlendirilmelidir.

Viktor Frankl’ın çok değerli “İnsanın Anlam Arayışı” kitabından kulaklara küpe olası bir alıntı: “Bir insandan her şeyi alabilirsiniz, tek bir şey dışında: Bu insan özgürlüklerinin sonuncusudur—koşullar her ne olursa olsun kendi tutumunu belirlemek, kendi yolunu seçmek.”

Rus Çernişevski “nasıl yapmalı” kitabında egoizm felsefesinin insan doğasına uygun olduğunu kabul eder ve bu felsefenin bir alt dalı olan Rasyonel Egoizmden bahseder ve yeraltı adımını asıl eleştirdiği felsefi görüşte tam olarak budur. Rasyonel Egoizm;

Bir insanın motivasyonunun kendi çıkarı olduğunu kabul etmesinin yanında bu durumun akıllıca olduğunu düşünür.

Dostoyevski; Yeraltı adamının rasyonel egoizmi nasıl eleştirdiğini geçelim rasyonalistler ile tartışmak imkânsızdır. Çünkü “akıl onların tarafındadır” derler ve yeraltı adamı da bunu bildiği için tam tersi bir yöntemle hareket eder rasyonel egoizm insanı akıllı diye kabul ederken yeraltı adamı insandaki akılsızlıklara dikkat çeker ve şunu söyler,

Kutadgu Bilig’de Akıl üzerine; KB-II,34, KB-I,48, Beyit 327-330

İnsanları iyi seçebilmek için akıllı olmak ve işini iyi başarabilmek için de bilgili olmak lâzımdır. İnsan işe yarayana-yaramayana iyice dikkat ederek, gerekli ve gereksizi hakkiyle sorup soruşturarak, ayırt eder, eler, seçebilir ve her işte gözünü keskin tutarsa, neticede işler sağlam olur ve olgunlaşır; bilgili insanlar yemeği pişmiş olarak yerler.

Kutadgu Bilig adlı eserde “bilgi ihtiyacına yönelik farkındalık ve herhangi bir sorun dahilinde gereken bilgiyi tanımlayabilme” konusuna dair s.153, b. 1841- 1842 “…

Akıldan gelir bak her türlü iyilik

Bilgiyle büyür er, bulur seçkinlik

Bu ikisiyle de insan olur ulu

Bu ikisiyle de sağlanır doğruluk yolu

Yusuf Has Hacib’e göre, akıl ve bilgi, her türlü iyiliğin, her türlü güzelliğin, her türlü faziletin kaynağıdır. Çünkü her türlü iyilik; güzellik ve fazilet akıldan ve bilgiden gelir; insan bunlar sayesinde yükselir ve temeyyüz eder. İnsanı yüceltecek olan akıl ve bilgidir. İnsanı doğruluk yolunda başarılı kılacak olan da akıl ve dolayısıyla bilgidir. İnsanı doğruluk yolunda başarılı kılacak olan da akıl ve dolayısıyla bilgidir. İşte insan bunlar sayesinde hayvandan ayrılır. Bilgiden daha yüksek ve daha değerli bir şey yoktur. Demek ki, insan bilgi sayesinde hayvandan ayrılıyor ve bu bilgisiyle hakim duruma geçiyor. Bu sebeple insan, hayvandan farklı ‘olmak için, akıllı olmak ve bilgiyi öğrenmek zorundadır. Akıllı insanlar, iyi ad isterler, bilgili insanlar itimada layık olurlar. Çünkü akıllı ve bilgili insandan insanlık gelir, işte böyle bir insan, yani akıllı ve bilgili bir insan, insanların insanı olur. Akıllı insanın kötüyle işi olmaz, kötüye karışmaz; çünkü o, yanlışı ve kötüyü seçmez. Akıllı ve bilgili insan, doğru ve dürüst hareket eder. Böyle bir insanın yanlışla ve kötüyle uzaktan veya yakın dan hiç bir ilişkisi bulunmaz. Akıllı olan anlar ve bilir, aklı sayesinde elde ettiği bilgisiyle bilir. Bütün bunların yanında şüphe yoktur ki, insan ölür ve bu dünya kalır.

Akıldan ve bilgiden kopukluğumuzu gözler önüne seren son deprem felaketi sözcüğün tam anlamıyla “milli güvenlik” sorunu yaratmıştır.

6 Şubat 2023, asrın felaketinin üzerinden tam iki sene geçti. Kahramanmaraş merkezli depremin ülkemizde açtığı yaraların tarifi olanaksız.

Binlerce canımızı kaybetmenin derin üzüntüsü hala yüreğimizde. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarına sabır diliyorum.


Hep bunlar üzerine paylaşımlar yaptım bugünde 6 Şubat depreminde yaşadıklarımı anlatayım dedim.

Uyurken gece bir arkadaşım Whatsapp üzerinden beni aradı herhalde yanlışlıkla aradı diyerek telefonu kapattım. Bir saat sonra tekrar aradı gene kapattım. (Bazen aradığı için kapatıyorum)

Sonra normal aradı eşim aç bakalım ne diyecekmiş sürekli arayıp duruyor dedi.

Sinirli bir şekilde telefonu açtım. Bana,

Dostum sakin ol beni dinle diyeceklerim çok önemli dedi. Buyur dedim.

Heyecanlanma sakin ol, televizyonu aç, Kahramanmaraş’ta deprem olmuş çok kayıp var anneni babanı ara dedi.

O konuşmaya devam ederken televizyonu açtım. Gördüklerim hiç de hoş değildi. Telefonu kapatır kapatmaz babamı aradım.

Bizden bir çok kişinin iyi olduğunu amcamın oğlu Adem ile amcamın kızı Dileğin binasının yıkıldığını ve ulaşamadıklarını söyledi. Diğer akrabalarında binalarında yıkılan varmış ama ulaşamadığını söyledi.

Kuzenlerden aklıma gelenleri tek tek aramaya başladım.

Babam ve halamın eşi öğleden sonra Kadirli’den Kahramanmaraş’a doğru yola çıktı.

Bende Ordu’da olan kuzen ile Kırıkkale’de buluşmak üzere sözleştik. O Ordudan gelecek bende Ankara’dan yola çıkıp orada buluşacaktık. Hava soğuk olduğu için Ankara’da komşularla battaniye toplamaya başladık. Komşular ile kıyafet, ayakkabı, battaniye, para topladık. Hepsi sağ olsun….

Şaat 8 gibi Kırıkkale polis evinde buluştuk. Benim araba tavana kadar bagaj dahil doluydu. Arabayı polis evinde bıraktım eşyaları kuzenin aracına yükledik.

Babamlar kendi çabaları ile amcamın oğlunun eşi ve 3 çocuğu ile amcamın kızının eşini sağ salim çıkarmayı başarmışlar.

Kırşehir’e geldiğimizde hava çok kötüydü. Mucur yolu kapanmış ve geçişe izin verilmiyordu.

Bizde Niğde otobanından gitmek için bir şekilde o hengame içinden çıkmayı başardık ve otobana girdik.

Bir yandan kar yağıyor ve yoğunda tipi mevcuttu. 3 şeritli yolda sadece bir tane kar küreme aracı çalışıyor ve tüm araçlar da onu takip ederek yol alıyordu.Oynat

Saat sabahın 4’ü oldu biz daha Adana’ya gelememiştik. Otoban üzerinde park yerinde biraz uyuyalım diye durduk.

Uyurken birden araç sallanmaya başladı ama nasıl sallandı anlatamam.

O an aklım başında gitti nasıl korktum anlatamam. Deprem oluyor sandım. Sallanma durunca araç istop etti. Kendimize geldiğimizde bir aracın bize çarptığını fark ettik.

En büyük şansımız aracın çalışıyor olmasıydı.

Sabah 7 de Andırın ‘a vardık. Bir şeyler yedikten sonra 200 ekmek alıp bagajı dolduracak kadar su ve helva aldık. Nalbura uğrayıp balyoz, kürek vb. malzemeler aldık. Demir keskisi olmadığı için firma sahibi el tipi demir kesme testere alın dedi. Ne olur ne olmaz diyerek onu da aldık.

İlk sıcak çorbayı çarşamba akşamı gece 10’da enkaz üzerinde çalışırken Ankara Kahramankazan Belediyesinin çadırından gelen ekiplerin ikramı ile içtik. Dört gün boyunca her gün aracımızı Andırın ‘da erzak ile doldurup gittik. Sağ olsun durumumuzu bilen maddi yardımlarda bulunan dostlarıma ayrıca teşekkür ederim. Ankara’dan yola çıkan yardım kamyonlarını yönlendirmemiz için arayanlara da ayrıca yardımcı olduk.

Kahramanmaraş’a girdiğimizde gördüklerim anlatılacak gibi değil. Aracı kuzenin yıkılan evine 2 km uzağa park edip alabildiğimiz tüm malzemeleri alarak yola çıktık.

Bu gördüğünüz bina meşhur yıkılmayan Kahramanmaraş İnşaat Mühendisleri odası ve bizimde gittiğimiz bina odanın önündeki bina.

Bu resim yukarıdan çekilmiş. Google Street View üzerinden aşağıdan bakınca yıkılan kaç bina olduğunu ve kapasitelerini görmektesiniz.

İlk gün balyoz, kazma ile akrabaları enkazdan çıkaran babam ile halamın eşi….

Bu resmi onları övmek için paylaşmıyorum bu resim önemi arkasında duran enkazın kendisi…

Aşağıda binanın yıkılmadan önceki resmi var. Resim Google Street View üzerinden alınmıştır.

Yukarıda paylaştığım resimdeki en üst balkonun nereden nereye geldiğini göstermek için paylaştım. Ok işareti ile gösterdiğim yere gelmişti. Kuzenim 6. katta oturuyordu. Babam enkazın üzerine çıktığımda ses geldiğini duydum. Ses Akif’in sesiydi ve hemen elime geçen kaya ile betonu kırmaya çalıştık sonra balyoz kazma bulduk ve sağ çıkardık dedi. 7. Kat sağ doğru kayınca 6. kat en üst kat olmuş.

4 gün boyunca binanın sağındaki ağaçlık alanda ateş yakıp ısınarak geçirdik.

Gördüğünüz binanın enkazı….

Ve o dört gün yaşadıklarımı, şahit olduklarımı burada anlatmak istemem…

Ama şuna değinmeden edemeyeceğim.

Resimde gördüğünüz enkazın sağ taraf arkasında buradan görülmüyor Bayrampaşa Arama Kurtarma ses geldiğini söyleyip bizim enkaz üzerinde çalışmamızı istemedi. Bir yere kadar ellerinde ki teknolojik (şarjlı) aletler ile 5 saat çalıştıktan sonra “bir yere kadar geldik 15 yaşında genç bir kızımız var ama aletler ile artık ilerleyemez olduk. Aletlerin ağzı büyük geliyor bize küçük bir şey lazım demir kesme testeresi gibi dedi. O beğenmediğim testere orada iş yaptı ve kızı saat 5’te canlı çıkardılar.

Bayrampaşa Arama Kurtarma yetkilisinin yanına varıp ses aldığımızı ve bizim tarafa da bakmalarını söyledim. Biraz dinlenelim geliriz dedi. Açmısınız yiyecek var dediğimde “TOK OLAN VAR MI” dedi. Elimizde olanları söyledim ve otobüste 30 kişi olduklarını oraya bırakmama söyledi. Yiyip geleceğini belirtti. Düşünün bu insanlar aç çalıştılar…

Kuzenim ve melekleri…

Depremden sonra 11 şubatta yaptığım paylaşım ile bitireyim.

Kahramanmaraş’ta afetin ilk gününden beri çalışan CEKUT (CEZAEVİ ARAMA KURTARMA) ekiplerine çok teşekkür ederim.

İkinci olarak İHH ekiplerine çok teşekkür ederim.

Üçüncü olarak kuzenimin binasından iki kişinin canlı çıkarılmasında emekleri olan Bayrampaşa Arama Kurtarma ekibine teşekkürü bir borç bilirim.

Dördüncü olarak AFAD Arama Kurtarma Gönüllüleri ile UMKE Derneği ekiplerine çok teşekkür ederim.

Afetin 3. günü 2 cenazemize 4. günüde 2 cenazemize ulaşmakta ekip ve ekipmanları ile yardımcı olan MGT KAROT firmasına teşekkürü bir borç bilirim.

Diğer tüm ekipler Perşembe orada oldular.

Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.

Tüm ailem ve halkım adına minnettar olduğumu belirtmek isterim.

Yardımda emeği geçen ve hala afet bölgesinde çalışmakta olan tüm ekiplere selam ve sevgilerimle.

Categories: